Kürtler 7. yüzyılın ortalarından başlayarak İslam dinini kabul etti ve bunun sonucunda köklü bir toplumsal değişim ve dinamizm yaşamaya başladılar. Bu yeni inancın kaynaklık ettiği enerji ve toplumsal hareketlilik sayesinde Kürtler daha önce çoğunlukla edilgen, durgun ve pasif konumda bulundukları Hristiyan komşuları olan Rum, Süryani ve Ermenilere karşı etken ve aktif konuma geçtiler. Bu değişimin getirdiği yeni ruh ve aktivite Kürt toplumunda siyasal, ekonomik, idari, ilmi, edebi, vs. birçok yönden atılım getirdi. Böylece Kürt nüfusu ve nüfuzu bulundukları coğrafyada artış gösterdi ve kendi bölgelerinin dışına da yayıldılar (Keleş, 2009: 123).
Kürtler Müslüman olduktan kısa bir süre sonra aynı asır içinde üç ayrı devlet kurdular. Şeddadî, Hasanveyhi ve Hamdani adları ile kurdukları bu siyasal hakimiyetle Kürtler Batı İran’dan Kafkasya’ya kadar etkili olmaya başladılar. Batı İran toprakları ve daha sonra da bereketli hilal denilen Mezopotamya coğrafyası böylece birkaç bağımsız Kürt hanedanlığının hükümranlık bölgesi haline geldi. İslam'ın merkezi topraklarının siyasal tarihinde 10 ile 12'nci yüzyıl arasındaki dönem, İslam'ın Kürt yüzyılları olarak adlandırılmayı hak eder. Zira İslam'ın merkezi topraklarını Bizanslılara, Ruslara ve son olarak da Haçlılara karşı koruyanlar Kürtlerdi (Izady, 2009: 97).
Kürt otoriteleri tarafından kurulan, “Kürt medreseleri” olarak literatüre geçen ve temel eğitim kurumları olarak işlev gören bu medreseler Kürtlerde siyasal, ilmi ve edebi gelişim ve atılımın temel dayanaklarından biri olmuştur. Orta çağ boyunca Kürt toplumu için temel eğitim kurumu işlevi gören medreseler, Kürtlerde siyasal iktidarı temin eden ve kimliğin inançsal, kültürel ve dilsel birliğini sağlayan dinamiklerin başında gelir.
Orta ve Yeni Çağda Kürt Medreseleri
Kürt medreselerinin serencamını ana hatları ile üç döneme ayırabiliriz. Birinci dönem, büyük Kürt sultanlarının kurduğu medreselerdir ki Kürtlerin Müslümanlığı kabul ettiği ilk altı- yedi asır içinde kurulan Kürt devletleri tarafından inşa edildiler. Bu medreseler ve takip ettikleri öğreti, Kürtlerde ortak dini bir kültür ve kimliğin alt yapısını oluşturdu. Söz konusu bu dini anlayış ve kimlik daha çok Sünni İslam anlayışı içinde itikadi olan Eşari mezhebinin yorumuna dayalı bir yaklaşım ve ameli bir mezhep olan Şafi metodoloji geleneği üzerinde oluşmuştur. Bu dönem medreselerinde ders kitapları daha çok Arapça olmakla beraber Kürt coğrafyalarındaki eğitim Kürtçe ile yapılmıştır (Zinar, 1983: 89).
İkinci dönem Kürt medreseleri, Kürt Mirlerinin/prenslerinin daha çok hakim oldukları coğrafyaların başkent şehirlerinde kurdukları medreselerdir. Kürtçe bu ikinci dönem Kürt medreseleri vasıtasıyla toplumsal hayatın her alanında ispat-i vücut ederek birçok alanda kendini gösterdi. Böylece Kürtçe bir medeniyet dili olarak işlev gördü (Yıldırım, 2017: 78). Bu nedenle bu Kürt şehirlerindeki gayrimüslim ve Kürt olmayan Süryani, Ermeni, Yahudi gibi topluluklar da Kürtçeyi doğal olarak günlük iletişim dili olarak kullanmışlardır. Hatta bir kısmı ibadethanelerindeki dini kitap ve dualarını da Kürtçe olarak yazıp okumuşlardır.[1] Bu bölgelerde Kürtçe şiir ve divanlar kaleme almış ve Kürtçe müzik icra etmiş birçok Süryani, Ermeni yazar ve Dengbêj/ses sanatçısı çıkmıştır (Adak, 2015: 167).
1850li yıllarda II. Mahmut döneminde Osmanlı yönetimi merkeziyetçi politikalar sonucu tarihsel Kürt-Osmanlı ittifakını bozarak resmi belgelerinde “Hükümet-i Ekrad/Kürt Hükümetleri” şeklinde adlandırdığı yerel Kürt Prensliklerini ortadan kaldırınca bu medreseler sahipsiz kaldı. Başkentlik yapmış bu şehirlerdeki her biri bir üniversite kampus binası ve alanına sahip bu medreseler, mesela Bitlis’teki İhlasiye, Şerefiye Medreseleri, Müküs’teki Mir Hasan-i Veli Medresesi, Cizre’deki Medresa Sor, İmadiye’deki Kubbehan Medresesi, Hakkâri’deki Zeynel Bey Medresesi, Hizandaki Davudiye, Meydan Medreseleri, Bazid’deki Muradiye Medresesi gibi onlarca hatta yüzlerce medrese muattal ve işlevsiz kaldı. Harabeye dönem bu şehirlerdeki aristokrat aileler ve alimler can havliyle köylere kaçtılar (Eminoğlu, 2016: 97).
Üçüncü dönem ise bu mirlerin 1850’lerde ortadan kaldırılması sonucu toplumun kendi imkanları ve şeyh/ulema öncülüğünde daha çok köylerde kurduğu Tasavvuf/Şeyh medreseleridir. Bu medreseleri Kürt halkı daha çok kendi şahsi imkanları ile kurarak finanse ettiler. Çünkü bu dönem medreseleri kurumsal destekten ve resmi finansör imkanından mahrum kaldılar. Bu medreseler daha çok köylerde kuruldular.
Kürt Medreselerinin Kürt Dili ve Edebiyatına Katkısı
Kürt Medreselerinin Kürt dili ve edebiyatına katkısını dört maddede toplayabiliriz.
1. Medreselerin Tarihte Kürtçe Anadilde Eğitimin Kaynağı Olması
Kürt medreselerinde başından beri dersler Kürtçe olarak yapılmıştır. Her ne kadar ilk dönem Kürt devletleri medreselerinde ders kitapları Arapça olsa da derslerin anlatımı ve ders kitaplarının açıklama ve yorumları hep Kürtçe olarak yapılmıştır. Halifeler döneminde, Emevi ve Abbasiler devrinde ve daha sonra Hasanveyhi, Şeddadi, Mervani, Eyyubi, Hamdani, Büveyhi gibi ilk dönem büyük Kürt devletleri döneminde birçok Kürt alimi yetişti. Bu alimler yetiştikleri medreselerden aldıkları ders ve eğitimi kendi dilleri olan Kürtçe ile talebelerine vermeye başladılar. Bu nedenle tarihi eğitim kurumları olan medreseler Kürtlerde anadilde eğitimin tarihi ve önemli bir deneyim ve pratiği olmuştur (Yüksel, 1995: 75).
Kürt sultanların kurduğu ilk dönem Kürt medreselerinde Kürtçe eğitim dili olarak bilim alanında kullanıldı ve bilimin aktarılmasında fonksiyon icra etti. Bu uygulama ve deneyim sonraki dönemlerde Kürtçe ders kitaplarının da ortaya çıkmasında önayak olmuştur.
2. Medreselerin Klasik Kürt Edebiyatına Ait Eserlere Kaynaklık Etmesi
Tarihi eğitim kurumların kaynaklık ettiği ve klasik dönem boyunca Kürt coğrafyasında yazılı kültür geleneğine sahip şehirlerin her birinde Kürtçe ilmi ve edebi eser veren onlarca edebiyatçı yetişmiştir (Hewramî, 2008: 78). Toplamda yüzlerce ile ifade edilen Kürtçe klasik dönem edebi ürünler olan divan, mecmua, mesnevi, akidename, mevlütname, tevhitname, methiye, münacat, na’t, v.s.lerden söz ediyoruz.
İslami dönemin ilk asırlarında Kürtler içinde ortaya çıkmış olan medrese adlı eğitim kurumları dini, sosyal, kültürel, siyasi vs. birçok yönde etki bıraktıkları gibi edebi alanda da önemli fonksiyonlar icra etmişlerdir. Bu kurumların oluşturduğu ilmi ve entelektüel atmosferde şair ve edebiyatçılar yetişti. Bunun sonucunda klasik Kürt edebiyatı ürünleri vücut buldu. Bu dönemde Kürt mir ve hükümdarlarının köşk ve sarayları çevresinde şairler, edipler ortaya çıkıp eserler yazarak mir ve hükümdarlara sundular. Klasik dönem boyunca Baba Tahir-i Üryan, Melayê Ciziri, Şeyh Şemseddin-i Ahlati, Ali-yi Hariri, Ahmed Hani, Wedai, Selimi-yi Hizani, Feqi-yi Teyran, Haris-i Bidlisi, Pertew Beg-i Hakkar Mela Huseyn-i Bateyi, Mesture Mah Şeref Kurdistani, Xanay Kubadi, Elmas Han Kenduleyi gibi yüzlerce edip ve şair şahsiyet eserler yazdı.
3. Medreselerin Kürtçe Ders Kitaplarının Ortaya Çıkmasındaki Rolü
Kürt medreselerinde Kürtçe olarak okutulan ve “kitêbên rêzê /ders kitapları" olarak adlandırılan iki tür ders kitabı vardır: Birincisi, asıl ders kitapları. İkincisi ise yardımcı ders kitaplarıdır. Kürtçe olarak yazılan ve Kürt medreselerinde ders kitabı olarak okunan ilk kitap Müküs bölgesi medreselerinde yetişen alim ve edip şahsiyet Ali-yi Teramahî'nin 16. yüzyılın sonlarında yazdığı "Tesrîfa Kurmancî/Kürtçe Morfoloji”dır. Teramahî'den yüz elli yıl sonra bu kez yine Müküs yöresinden olan Mela Yunus-i Helqetini Kürtçe iki ders kitabını yazmıştır. Kürt medreselerinde ders kitabı olarak okutulan bu iki eserden birinin adı "Zuruf" ve diğerinin adı ise "Terkib"tir.
Bunlar dışında örneğin inanç esaslarına dair 50’ den fazla Kürtçe akidename, 70’ten fazla Kürtçe mevlitname, 15’ten fazla Kürtçe Lügatname vs. yazılmıştır (Ertekin, 2011: 153). Bunların çoğu yine medreselerde ders kitabı olarak okutulmuş ve halen de okutulmaktadır.
4. Kürtçede Standart Bir Dilin ve Yazılı bir Kültürün Oluşumundaki Rolü
Medreselerin kaynaklık ettiği Kürtçe eğitim pratiği ve Kürtçe edebi eserlerin yazılma deneyimi, Kürtçede standart bir iletişim ve yazı dilinin oluşmasının temel alt yapısını oluşturmuştur. Medreselerin altyapısını oluşturduğu klasik Kürt edebiyatı, her şeyden önce bir şehir edebiyatı özelliğini taşır. Bu edebiyat mir/hükümdar sarayları çevresinde ortaya çıkıp gelişme göstermiştir. Bir saray edebiyatıdır ve yazılı bir edebiyattır. Orta çağ boyunca şehirlerden köylere kadar yaygınlık kazanan medreseler vasıtasıyla ve bu kurumlarda ders veren eğitmen/seyda/müderris-öğrenci sirkülasyonunun Kürt coğrafyasındaki tüm farklı bölgelerdeki hareketliliği tüm Kürt toplulukları içinde standart bir dilin ortaya çıkmasını sağladı.
Siyasal otoritelerin dönemin şair ve yazarlarını koruma ve onurlandırmalarına karşın, şair ve yazarların da bu otoritelere eserlerini sunup onlara ithaf etmeyi ifade eden patronaj sistemi, söz konusu bu yazılı Kürt edebiyatının oluşum kaynaklarından birini teşkil etmektedir. Çünkü Kürt siyasal otoritelerinin canlı bir ticari, sosyal ve kültürel hayata sahip Kürt şehirlerinde inşa edip köylere kadar yaygınlaştırdığı ve finansörlüğünü yaptığı medreseler bu yazılı kültürü doğurmuştur (Ergün, 2015: 134).
Kürtçede dil birliğinin ve standart bir yazı dilinin oluşumunda ve klasik Kürt edebiyatı ürünlerinin ortaya çıkmasında medreseler birinci derecede kaynaktırlar. Kürtçe ders kitaplarının ve anadilde eğitimin de tarihsel kaynağı medreselerdir. Kürtçe, medreseler vasıtasıyla eğitimde, edebiyatta, hukukta/mahkemede, ticarette, sarayda/siyasette kullanılan bir toplumsal iletişim dili haline gelmişti.
Kaynakça
Abdurrahman Adak, Destpêka Edebiyata Kurdî ya Klasîk, Weşanên Nûbihar, İstanbul 2013.
Heme Kerîm Hewramî, Mêjûy Perwerde û Xwêndin Le Hucrekanî Kurdistanda, Çapxaney Wezaretî Roşinbîrî, Hewlêr 2008.
M. Zahir Ertekin, “Bazı Modern Kürt Aydınlarının İslam eleştirilerine Reddiye”, Uluslararası Eleştiri Kültürü ve Tahammül Ahlakı Sempozyumu, Muş Alparslan Üniversitesi, Sempozyum Bildirileri, Muş 2017, s. 138.
M. Zahir Ertekin, “Di Edebiyata Me De Mewlûd û Danberheva Mewlûdên Pêşîn ên Kurdî û Tirkî”, Uluslararası Kürdoloji Konferansı, Hakkari Üniversitesi 2011, s. 153.
Mehrdad Îzady, Bir El Kitabı Kürtler, (Werger. C. Atila), Weşanxaneya Doz (Çapa 4), İstanbul 2022.
Müfid Yüksel, Kürdistan’da Değişim Süreci, Sor Yayıncılık, İstanbul 1995.
Nevzat Keleş, Şeddadiler: Ortaçağ'da Bir Kürt Hanedanı, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul 2014.
Nevzat Eminoğlu, “Medreseyên Kurdan Ji Destpêkê Heta Îro”, Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Degisi, 3. Cilt, 2. Sayı, Aralık 2015, r. 210.
Zeynelabidîn Zinar, Medresa Kurdî-Xwendina Medresê, Weşanên Pencînar, Stocholm 1993.
Zülkif Ergün, Bajar-Edebiyat û Cizîra Botan, Nûbihar Yayınları, İstanbul 2015.
[1] Abdurrahman Adak, Destpêka Edebiyata Kurdî, Nûbihar Yayınları, İstanbul 2015, s. 178.